katılmak isteyenler buyrun :)
07 Aralık, 2012
Ulyana Sergeenko
merhabalar :)
nasılsınız bakalım ben iyiyim cook şükür sizde iyisinizdir umarım.
bu postumda sizlere rus tasarımcı ulyana sergeenko'nun birbirinden güzel tasarımlarını paylaşmak istedim ben hepsini cook begendim özellikle şu kareli siyah beyaz elbiseye
bayıldımm !
bu postumda sizlere rus tasarımcı ulyana sergeenko'nun birbirinden güzel tasarımlarını paylaşmak istedim ben hepsini cook begendim özellikle şu kareli siyah beyaz elbiseye
bayıldımm !
bahara doğru bende bu modelden bi elbise diktirmek istiyorummm yaa ;))
siz hangisini beğendiniz ..?
Sevgilerimle ..
Mutlu hafta sonları geçirmeniz dileğiyle ..
Hep musmutlu kalın ..;)
06 Aralık, 2012
05 Aralık, 2012
HZ. HîFÂ HATUN ( r.a )
Menkıbesi anlatılan fakat hayatı hakkında malumat verilmeyen kadın sahabelerden biridir. Medineli ve ensardan olduğu anlaşılmaktadır. Kabilesi ve doğum tarihi bilinmemektedir.Medine-i Münevvere’de güzelliği ile ün salmış bir kadındı. Bir gün Rasûlullah (s.a.v) efendimizin huzuruna gelip şöyle söyledi: “Ya RasûlALLAH! Bana beni cennete götürecek bir iş öğret!” Rasûlullah (s.a.v) “Önce biriyle evlen. Bununla dinin yarısını emniyete alırsın.” buyurdu. Ya RasûlALLAH! Benim dengim kim olur? “Beni Habeş Necâşîsi (kral) istedi, ben onu istemedim. Ubeydullah yüz deve ve başka şeyler de verdi, onu da kabul etmedim. Lakin siz ahirette kurtuluşumun evlilikten geçtiğini buyurdunuz. Siz kimi münasip görürseniz onunla evlenmeye razıyım.” dedi. Hîfâ Hatun’un siz kimi münasip görürseniz razıyım sözünün altında, gönlünden Peygamberimizin kendisini müminlerin annelerinden kılacağı ümidi vardı. Lakin Rasûlullah’ın (s.a.v) böyle bir niyeti yoktu. Onu gücendirmek de istemiyordu. “Yarın sabah mescide en evvel kim gelirse onunla evlendireceğim.” buyurdu. Onunla evlenmek isteyen sahabeleri de ümitsizliğe düşürmek istemediğinden böyle bir yol takip etmeyi uygun görmüştü.Ertesi gün hiç biri erken uyanamadı. ALLAH .(c.c) onlara uykudayken uyanma imkanı bahşetmedi. Rasûlullah (s.a.v) kimin geleceğini bekleyiverirken aniden Süheyb isimli, fakir, siyah renkli, görünüşü güzel olmayan, uzun boylu, zayıf ve ince yapılı olan sahabe geldi. Hîfâ Hatun ise, zengin, güzel ve rağbet edilen biriydi. Namazdan sonra Hîfâ Hatunu çağırdı, durumu bildirdi. O da buna razı oldu. Hiç itiraz etmedi. Rasûlullah (s.a.v) hutbe okudu, nikahlarını akdetti. “Süheyb, kalk ve bu hanımın için bir şeyler al!” buyurdu. Lakin Süheyb, dünyalığı olmadığını söyleyince Hîfâ Hatun, kendi servetinden on bin dirhem gümüşlük bir kese getirtti. Onları Süheyb’e verdiler. O da gerekli şeyleri alıverdi. Sonra Rasûlullah (s.a.v) “Ey Süheyb! Hanımının elini tut, onu evine götür!” buyurdu. Bu sefer Süheyb (r.a) dedi ki, Ya RasûlALLAH (s.a.v)! benim evim mesciddir. Hangi eve götüreyim?” Süheyb’in bu cevabını işiten Hîfâ Hatun, “filan yerdeki hazır konağı sana bağışladım. Kalk beni oraya götür.” dedi. Onun bu âlicenap tavrı ve hareketi Rasûlullah’ın (s.a.v) çok hoşuna gitti de ona dua etti. Sahabe de onun bu hareketini çok takdir ettiler ve onu övdüler.
Karı ve koca kalktılar ve birlikte konağa gittiler. Akşam olunca yemeklerini yediler. Rablerine hamd ettiler. Nihayet yatma vakti gelince, Hîfâ Hatun “Ey Süheyb! Bil ki, ben sana nimetim, sen bana mihnetsin. Sen bu nimete şükür, ben bu mihnete sabır için, gel bu geceyi ibadet ve taatle geçirelim. Sen şükrediciler, ben sabrediciler sevabına kovuşayım. Çünkü Rasûlullah (s.a.v) ‘Cennette yüksek çardak vardır. Bunda yalnız şükredenler ve sabredenler bulunur’ buyurdu.” dedi.
O gece ikisi de taat ve ibadet ile meşgul oldular. Sabah namazını eda için Süheyb mescide geldi. Cebrail a.s onların gerekli hallerini Rasûlullah’a (s.a.v) bildirdi. Cennet ve Cemâl-i ilâhî ile onlara müjde verdi. Rasûlullah (s.a.v) “Ey Süheyb! Geceki hâlini, sen mi anlatırsın, ben mi söyleyeyim?” buyurdu. Süheyb, Ya RasûlALLAH (s.a.v) siz söyleyiniz dedi. Rasûlullah (s.a.v) durumlarını, yaptıklarını bildirdi. Ve sonra “Siz cennetliksiniz ve ALLAH u Teâlâyı göreceksiniz” müjdesini verdi. Süheyb sevincinden ve Cenâb-ı Hakk’ın didarı müjdesine kavuşmak şevkinden başını secdeye koydu ve “Ya Rabbi! Eğer beni mağfiret etmişsen, günahlara bulaşmadan ruhumu kabz et! dedi. ALLAH u Teâlâ, onun ruhunu secdede iken kabz etti. Orada bulunan tüm sahabeler buna ağladılar. Rasûlullah (s.a.v) “Daha şaşılacak şey, Hîfâ’nın da bu anda ruhunu Hakk’a teslim etmiş olmasıdır.” buyurdular. Hakikaten o esnada Hîfâ Hatunun da Hakk’a yürüdüğünden kimsenin şüphesi olmadı. Muhbir-i sadık efendimizin her haber verdiği doğruydu. Nitekim bu da böyle oldu. Sahabe-i Kiram efendilerimiz her ikisinin de cenaze işlemlerlerini yaptıktan sonra ikisini de Cennet'ül Bakî'ye yanyana defnettiler. Başları ucuna iki tahta koydular. Tahtalardan birine: “Bu ALLAH u Teâlâ’nın nimetine şükür edenin kabridir.” diye yazdılar. Öbürüne de: “Bu ALLAH u Teâlâ’nın mihnetine sabredenin kabridir.” ibaresini yazdılar. Bu olay ile bir kere daha anlaşılmıştır ki, Ashab-ı kiram kuvvetli bir imana ve tam bir teslimiyete sahip idiler.
ALLAH (c.c) hepsinden razı olsun !
28 Kasım, 2012
ben yaptım ben yaptımm :))
Geçen gün canım simit istedi acaba nasıl yapılıyo bu simit.?? diye merak ettim
hadi netten bakıp yapayım dedım vee sonuç ben yaptımm çokta güzel oldu ellerime sağlık :))
Malzemeler ;
- 1 kilo un
- Yarım su bardağı sıvı yağ
- Yarım paket yaş maya ( tatlı kaşığı )
- 3 tatlı kaşığı tuz
- 1 tatlı kaşığı şeker
- Yeterince su
Üzeri için ;
- Yeterince susam
- 2 bardak su
- 3 çorba kaşığı pekmez ( üzüm veya dut bekmezi ben dut bekmeziyle yaptım )
Yapılışı ;
Unu tuzu ve yağı hamuru yoğuracağınız geniş bir kaba alın. yaş mayayı ise 1 tatlı kaşığı şeker ve yarım su bardağı suyla bir kase içinde eritip unun üzerine ilave edin. Azar azar su ekleyerek en az 15 dk. yoğurun hamurun biraz sertçe olması gerekiyor hamurun üstünü streç folyo ile kapatıp hamurun mayalanmasını sağlayın tabı etrafına sıcak bir ortam olusturursanız daha cabuk mayalanır.
Mayalanmış hamuru yuvarlayıp eşit bezeler şeklinde kesiyoruz.
Elde ettiğimiz bezeleride yuvarlayıp 2 eşit şekilde kesip bunları uçlarından birleştirip normal simit şekli gibi doluyoruz
bu sırada 2 su bardağı suyla 3 çorba kaşığı pekmezi bir kaba alıp ısıtalım yaptığımız simitleri tek tek suya ve susama batırıp tepsiye dizelim. ( simitlerimizin suda cok kalmamasına dıkkat edelım hemen batırıp cıkaralım ve suyu süzülmeden susama hemen batırmayalım. )
simitleri tepsiye dizdikten sonra fırına atalım normal simit gibi kızarıncaya kadar bekliyelim ( tepsinin altına yağlı kağıt sererseniz daha iyi olur )
Sonuc bu malzemelerden 14 tane simidim oldu.
Tepsiyi alıp gece boyu evde simitcii tazeeee simittt... diye gezip durdum tabi
o kadar yaptım dururmuyum :)) annemle babam cook güldü bu halime ama simitlerimide beğendiler yaniii :)) Okulada götürdüm kimse benim yaptığıma inanmadı o ayrı tabi :))
Eee19 buçuk yaşındayım ufaktan ufaktan bişeyler öğrenmeli dimi :))
Son olarak kalan simitlerim kurumasın diye küçük poşetlere bıraktım dilerseniz sizde öyle yapabilirsiniz.
Sevgi ve dua ile ..
Hep mutlu kalın.. :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















.jpg)
.jpg)


.jpg)








